Adam yasama sevinci içinde
Masaya anahtarlarini koydu
Bakir kaseye çiçekleri koydu
Sütünü yumurtasini koydu
Pencereden gelen isigi koydu
Bisiklet sesini çikrik sesini
Ekmegin havanin yumusakligini koydu
Adam masaya
Aklinda olup bitenleri koydu
Ne yapmak istiyordu hayatta
Iste onu koydu
Kimi seviyordu kimi sevmiyordu
Adam masaya onlari da koydu
Üç kere üç dokuz ederdi
Adam koydu masaya dokuzu
Pencere yanindaydi gökyüzü yaninda
Uzandi masaya sonsuzu koydu
Bir bira içmek istiyordu kaç gündür
Masaya biranin dökülüsünü koydu
Uykusunu koydu uyanikligini koydu
Toklugunu açligini koydu.
Masa da masaymis ha
Bana misin demedi bu kadar yüke
Bir iki sallandi durdu
Adam ha babam koyuyordu.
Edip CANSEVER
25 Kasım 2008 Salı
16 Kasım 2008 Pazar
sARHOŞ oLUN !
Her zaman sarhoş olmalı. Herşey bunda: Tek sorun bu.
Omuzlarınızı ezen, sizi toprağa doğru çeken Zaman' ın
korkunç ağırlığını duymamak için, durmamacasına sarhoş olmalısınız.
Ama neyle? Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl isterseniz.
Ama sarhoş olun.
Ve bazı bazı, bir sarayın basamakları, bir hendeğin yeşil
otları üzerinde, odanızın donuk yalnızlığı içinde,
sarhoşluğunuz azalmış ya da büsbütün geçmiş bir durumda
uyanırsanız, sorun yele, dalgaya, yıldıza, kuşa, saate sorun,
her kaçan şeye, inleyen, yuvarlanan, şakırdayan, konuşan her
şeye sorun, "saat kaç" deyin; yel, dalga, yıldız, kuş, saat
hemen verecektir karşılığını: "Sarhoş olma saatidir...
Zamanın inim inim inleyen köleleri olmamak için sarhoş
olun durmamacasına! Şarapla, şiirle ya da erdemle, nasıl
isterseniz.
Charles Pierre Baudelaire
gÖÇEBE bULUŞMASI
Kır yoksullarının ( barbarların ! ) kıyıdan kuşattığı kenti, soysuz ( her dönem soysuz ) bezirganlık, insanı yücelten değerlerden yoksun bırakmış, içeriden çürütmüş ve çökertmişti. Hane' ler apartıman, apartımanlar apartman oldu. Bu süreç kaç yılda tamamlandı, hız şaşırtmıyor mu? Ve piçler, kent piçleri ! Birleşik bezirgan uygarlıkları; devleşmiş kasabalar. Kentin huyu, insandan hep birşeyler ister. Almadan veremez, yapısına aykırı, bütün dirimsel enerjisini tüketir o yüzden, yaşam enerjisini. Kent: canlı ceset mezarlığı. Kent, yani yapay hayat, doğanın hayatından burada ayrışır. Doğada amaç yoktur, fayda da doalyısıyla yoktur. O nedenle sonsuz vericidir. Çünkü iktidar yoktur; aslanla kuşun varlığı yalnızca bir oluştur. Kent ise iktidar örgütlenmesidir ve o nedenle amansız bir amaçlılık taşır. Amaç, daima iktidarı özler, tersi de öyle. Öldürücü bir tutku...
Mahmut Temizyürek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)